"Diagne satılmasın diye lobi yapan kulüp başkanları var"

Fatih Altaylı, Habertürk TV'de Hande Sarıoğlu'nun moderatörlüğünde Emin Çağlar'ın da yorumlarıyla katıldığı Spor Saati adlı programda açıklamalar yaptı.

"Diagne satılmasın diye lobi yapan kulüp başkanları var"

SÜPER LİG'DEKİ YAYIN KRİZİ ÇÖZÜLDÜ

"TÜRK FUTBOLUNUN KAYBI 54 MİLYON DOLAR KADAR"

TFF, Kulüpler Birliği ve yayıncı kuruluş arasındaki Süper Lig maçlarının naklen yayını arasındaki krizin çözülmesini değerlendiren Altaylı, "Anlaşmada revizyon yapıldı ve miktar düştü. Yayıncı kuruluşun daha düşük miktarlar peşindeydi, bunu biliyoruz. Onlar 300'ler civarında bir şeyler planlıyorlardı, rakipsiz olmalarının rahatlığını yaşıyorlardı. Bizim elektriğe yapılacak cüzi bir zam karşılığında vatandaşların maçları TRT'de ücretsiz izleyebilecek olmaları önerimiz ve ciddi bir potansiyelinin olduğunun görülmesi, Federasyon'da ve başka mahfillerde bunun konuşulur olması yayıncı kuruluşa geri adım attırdı diyebilirim.Rakam 500 milyon dolardan 410 milyon dolara indi gibi görünmekle beraber gerileyen miktar o kadar değil. Anlaşmada iki farklı kur vardı, 250 milyon doların yarısı düşük kurdandı. O yönden bakıldığında Türk futbolunun kaybı 54 milyon dolar. 2 milyar 350 milyon TL'den 2 milyar 296 milyon TL'ye düştü. Atla deve bir fark da değil bu, kabul edilebilir. Bu paranın içerisinden kulüpler 80 milyon dolar eksik alacaklar. Bunu kulüpler bilsinler ve bütçelerini ona göre yapsınlar. Ben TFF Başkanı olsam çalışma grupları kurdurur, çeşitli senaryolara hazırlanır" dedi.

"YAYINCI KURULUŞ, KULÜPLER VE TFF İLE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ"

Yayın kriziyle ilgili konuşmayı sürdüren Altaylı, "beIN SPORTS anlaşmak zorundaydı. Yayın platformlarının üç tane olmazsa olmazı vardır. Sinema, spor ve seks. Bunlar olmazsa olmaz. Türkiye'de seks tarafı kesilmiş vaziyette. Erotizm yok. Bundan sporu da çıkardığınız zaman geriye hiçbir şey kalmıyor. O zaman beIN SPORTS şunu diyecekti: 'Biz Digiturk'ü kapatıyoruz'. Bu açıdan kendileri için de doğru hareket ettiler. beIN'in kanalları son derece kötü yönetiliyor. İçerik açısından da içerik yönetimi olarak da. Teknik olarak son derece iyi olduklarını söyleyebiliriz. Spor konusunda daha da zayıflar. Naklen yayıncı gibi hareket etmelerinden ziyade iş ortağı gibi hareket etmeliler. Kulüpler ve TFF ile çalışmalılar, bu işi daha cazip haline getirmelerinde birlikte hareket etmeliler. Ligin saygınlığının artırılması konusunda beraber çalışmaları lazım. Hakem meselelerinin lige verdiği zararın farkına varıp hakem programlarından hızla vazgeçmeleri hatta görüntü paylaşımı yaptıkları kanallara da hakem programı yapmama koşulu sunmaları lazım. Çünkü ciddi zarar veriyor. Keza iki kelimeyi üst üste koyamayan eski futbolcu yorumculardan vazgeçmeleri lazım. Sadece sinir ediyorlar. Bizimkiler teknik direktörlük işi bulamadıkları zaman yorumculuk yapanlar. Oraya doğru düzgün spor yorumcusu alsınlar" ifadelerini kullandı.

TFF Başkanı Nihat Özdemir'in sponsorlar ve hakemlerle ilgili açıklamalarını da değerlendiren Altaylı, "Bu işin altında sponsorların her biri iş ortağı. Ama Fenerbahçe, yayıncı kuruluşun kameralarının kablolarını kestiğinde yanlış hatırlamıyorsam Fenerbahçe'de ikinci başkan Nihat Özdemir'di. Nihat Bey bugün bunu söylüyorsa yüzde 100 katılırım. Diyelim ki Spor Saati olarak acayip paramız var, programı dünya çapında bir şey yapalım dedik, Barcelona'ya sponsor olmak istedik. Barcelona bana kalın bir kitap veriyor, Barcelona kuralları... Barcelona markasıyla nasıl çalışacağına ilişkin bir kitap veriliyor ve sen onu imzalıyorsun. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş... Böyle bir kitapları var mı? Saldım çayıra mevlam kayıra... Bu markaya nasıl fayda sağlarız, gerektiği anda nasıl ayrılırız, nasıl özdeşleşiriz gibi herhangi bir kulübümüzün herhangi bir marka ile anlaşırken uymayı şiar edindiği ve sponsora da kabul ettirdiği kuralları var mı? Yok" yorumunu yaptı.

HASAN KARTAL'IN SPONSORLUK AÇIKLAMASI: "ALİ KOÇ'TAN SÖZ ALDIK"

"BU BİRÇOK AÇIDAN SUÇ. FFP AÇISINDAN AYRI, SPK AÇISINDAN AYRI. UMARIM BÖYLE BİR ŞEY OLMAZ"

Çaykur Rizespor'un Başkanı Hasan Kartal'ın "Vedat Muric transferinde Ali Koç'un bize sponsorluk sözü vardı" açıklamaları üzerine konuşan Altaylı, ilk olarak "Emre Akbaba transferinde de sponsorluk vardı" yorumlarına yanıt verdi ve şunları söyledi:

"Bunlar aptal yorumları. Bu lafın söylenmesi benim aklıma bir atasözünü getiriyor: Düşmanın bile akıllısı makbuldür. Akıllı düşmanın olsun bu nevi dosttansa. Neyse... Bu birçok yerden suç. Bunu FIFA'ya UEFA'ya şikayet etsen suç. 'Seninle FFP anlaşması olan bir kulüp böyle bir durum yapıyor' desen UEFA 'Ehh' diyebilir ama başka başka problemler çıkıyor. Ali Koç bu sponsorluğu nereden ayarlayabilir? Kendi şirketlerinden. Başka bir şey geliyor mu akla? Böyle yaptığın zaman bu SPK suçu. Böyle centilmenlik anlaşması olmaz. SPK açısından şöyle bir suç var, Koç Holding'in şirketleri SPK'ya bağlı, halka açık şirketler. SPK'nın kurallarına göre hareket eden şirketler. Vergi suçu var. Bu şu demek, bu şirket parayı Ali Koç'a veriyor, Ali Koç da oraya... Bu örtülü kar transferidir. Şirketin ortaklarından birine vergi dışı, vergiden kaçınarak destek olmak... Bin tane suç var. SPK bunu ele alsa bin tane suç var. Koç Holding böyle bir şey yapar mı? Bana sorarsan Koç Holding böyle bir şey içerisine girmez. Koç Holding, Türkiye'nin finansal açıdan en ciddi şirketlerinden bir tanesidir. O kadar büyüktür ki bu nevi küçük hesaplarla uğraşacak hali yoktur ama bu şeyi gösteriyor: Ali Koç'un bu nevi davranışları bir süre sonra Türkiye'nin de gururu olan çok büyük bir şirkete zararlar verebilir. Bu nevi garip anlaşmalar şirkete zarar verebilir, Fenerbahçe'ye de sıkıntı yaratabilir. Umarım böyle sözler verilmemiştir, çok zararlı işler. Bu sponsorluğun, Koç Holding tarafından yapılacağını da sanmıyorum. Umuyor ve diliyorum ki böyle bir şey olmamıştır, olmaz"

"DİYELİM Kİ FENERBAHÇE-RİZESPOR MAÇI HAYATİ ÖNEM KAZANDI... BUNUN ALTINDAN KİM KALKABİLİR?"

Çaykur Rizespor'un sponsorluk açıklaması üzerine konuşmaya devam eden Altaylı şunları söyledi:

"Süper Lig'de rakip olması muhtemel iki takımın bu denli yakın ilişki açısından olması da ayrı bir mesele. Galatasaray'ın geçmişte B Takımı vardı, 1. Lig'e çıkma noktasına geldi. Sanki Fenerbahçe'nin pilot takımıymış gibi davranan kulübün ligde olması sıkıntılı. Geçmişte böyle şeyler oldu ama bu kadar ilişki fair play açısından hoş şeyler değil. Diyelim ki Fenerbahçe - Rizespor maçı hayati önem kazandı. Diyelim Fenerbahçe'nin şampiyonluk için Rize'ye 7 atması lazım ve 7 attı... Bunun altından kim kalkabilir? Bu ilişki biçimi hoş değil. İki tarafın gereğinden fazla dikkatli olmaları lazım"

"Ali Koç'la ilgili demiyim ama şöyle bir laf vardır: 'Devlet adamı ne söyleyeceğini bilen adam değildir, ne söylemeyeceğini bilen adamdır' Spor adamına da bunu uyarlayabilirsin. Bir camiayı, kulübü bağlayacak noktada olan insanların ne söylemeyeceğini çok iyi bilmeleri gerekir. Ali Beyin bu noktaya geleceğini bilmiyor muyduk? Futboldaki fanatizminin sadece Fenerbahçe değil, rakiplere olan öfkesinin kızgınlığının çok yukarılarda olduğunu bildiğimiz bir insan. Öyle olmasa Fenerbahçe'nin başına geçmek için niye ısrar etsin? Fenerbahçe'ye olan aşırı sevgisi ve Fenerbahçe'nin rakiplerine karşı olan aşırı antipatisi nedeniyle bugün o koltukta. Yoksa Koç ailesinden birisi neden bu işlere girsin? Çok ileri noktada. O yüzden zaman zaman hatalar yapması normal. Başarısızlık geldikçe bu hatalar da artacaktır. Sevmediği rakipler başarılı oldukça hataları daha da artacaktır"

"GALATASARAY, DIAGNE'Yİ SATAMASIN DİYE LOBİ YAPAN KULÜP BAŞKANLARI VAR"

"Galatasaray bir oyuncusunu satmak istiyor değil mi? Galatasaray bu oyuncusunu satamasın diye devreye giren kulüp başkanları var diyim, gerisini siz anlayın... Yapabilirler, hukuki bir engel yok. Ama menajerlik piyasasını çok iyi bildiğim için net söylüyorum. Galatasaray, Diagne'yi satamasın diye lobi yapanlar var! Uluslararası futbol piyasasının içinde bulunmuş, menajerlerden bilgi alabilen biri olarak söylüyorum bunu. 'O parayı vermeyin' 'O parayı etmez' 'Sen bu işi halletme ben sana başka bir şey yapacağım' gibi gibi şeyler deniyor, hem de dört koldan! Bunda bir ayıp falan yok."

"EN ÇOK EMRE MOR HEYECANLANDIRDI"

Galatasaray bu hafta bir maç yapıyor, Akhisarspor'la. Seyrettiğim Galatasaray büyük oranda hazır. Santrfor sorunu var mı? Var. Kadronun nasıl şekilleneceğini bilmiyoruz, elinde çok oyuncu var. Hazırlık maçlarında Seri'den çok heyecan veren oyuncu Emre Mor. Çılgın bir şekilde tribünler tarafından desteklendiği, sahada bir hava kattığını söylemem gerekiyor. Emre Mor, Panathinaikos maçındaki gibi oynarsa muhtemelen Fatih Terim tarafından soyunma odasında dövülür. Topu kaptırdıktan sonra takip etmemesi, pres yapmaması, Terim'in kabul edeceği şeyler değil. Ancak top ayağına geldiği zaman tribünlerde yarattığı coşku inanılmaz. İki oyuncuyu çok beğendim, biri Adem Büyük. Gol attı, çok hırslı oynadı. Kasımpaşa'daki ilk zamanlarına benziyordu. Yeteneklerini bildiğimiz Adem Büyük gibiydi. Seri'de şunu gördüm, çok geride oynadı. Nice'te sürekli izlemedim ama o kadar geride oynamadığını hatırlıyorum. Yakın paslarda çok hata yaptığını, uzun paslarda ise Galatasaray'ı farklı bir oyun sistemine evrilttiğini gördüm. Jimmy Durmaz kısa süre çok başarılı, sonrasında top ezer durumundaydı. Galatasaray, Trabzonspor'la beraber en hazır takım konumunda"

"GALATASARAY FALCAO'YU ALIRSA BAMBAŞKA BİR HAVAYA EVRİLİR AMA BU AYNI ZAMANDA MANYAKLIKTIR"

"Galatasaray bir delilik yapar Falcao'yu alırsa bambaşka bir havaya evrilir. Şu açıdan söylüyorum bir rakibi sadece Burak Yılmaz'la oynadığı, diğeri Vedat Muric'i aldığı noktada Falcao'yu alıyorsanız bu başka bir oyun kuruyorum demektir ama aynı zamanda manyaklıktır"

"Galatasaray'ın bir santrfor ihtiyacı olduğu net ama Galatasaray'ın Falcao'nun maliyetiyle baş edebilme ihtimali de zayıf. Galatasaray, bir santrfora 8 milyon Euro verebilecek kadar ekonomik açıdan rahat mı? Yeniden yapılandırma anlaşmasını imzaladı ancak anlaşmanın detaylarını bilmiyoruz. Burada her iki tarafından da risk var. Galatasaray'ın mali açıdan ibra edilmemiş ve genel kuruluyla mahkemelik bir yönetimi var. Bu yönetimin böylesine uzun vadeli ve güçlü bir anlaşmaya imza atması risk içeriyor. Ben bu yeniden yapılandırma anlaşmasına sıcak bakmadığımı ve girmem dediğimi dile getirmiştim. Galatasaray yönetimi sürmekte olan bir davada ters bir karar çıkarsa ki çıkma ihtimali çok büyüktür sonsuza kadar tedbir kararı tutamazlar, seçime gitmek zorunda. O da yanlış olacak. Benim Abdurrahim Albayrak'a önerdiğim hazır bu kararı almışken yeniden seçim yapın, seçimi rahat rahat kazanırsınız nasıl olsa dediğimde ne kadar haklı olduğum ortaya çıkıyor. Bu dava sonuçlanırsa Mustafa Cengiz yönetiminin hiçbir üyesi yeniden aday dahi olamayacak. Bu da bir risk Galatasaray açısından. Mustafa Cengiz de Galatasaray'a hiçbir katkısı bulunmayan rezil bir gruba değil, Galatasaray değerlerine yaslanması gereken bir başkan."  (Habertürk)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER