"Fenerbahçe bu hamleyi yaptı neden yaptı, bu maçın sonucu ne olacak?"

Milliyet gazetesinin usta yazarı Şansal Büyüka, "Dobra Dobra" köşesinde futbolun gündemini değerlendirdi.

"Fenerbahçe bu hamleyi yaptı neden yaptı, bu maçın sonucu ne olacak?"

Süper mi sahte mi?

Türkiye’de 90 dakikada tam 101 kez maç duruyor. Bu konuda önemli Avrupa ligleri arasında birinci sıradayız. Topun oyunda en az kaldığı ülke olarak, bu konuda da İtalya ile birlikte ilk sıradayız. Sahtekarlıktan öte bir şey bu... Milleti futboldan soğuttular. Soğutmadan öte, nefret ettirdiler. Biraz; insanlara, mesleğinize, rakibinize, alın terine saygı... Saygıdan yana hiç mi nasibiniz yok?

Opta’dan verileri aldım. Kendilerine teşekkür ediyorum. Buna göre Türkiye’de 90 dakikada tam 101 kez maç duruyor. Yani bir dakikada, bir defadan fazla maç duruyor. Bu konuda önemli Avrupa ligleri arasında birinci sıradayız.

90 dakikalık maçın, hadi uzatmaları ile 100 dakikalık maçın sadece % 55’inde top oyunda kalıyor. Yani biz 90 dakika, hatta 100 dakika izliyoruz sandığımız maçı, aslında 50-55 dakika izleyebiliyoruz. Topun oyunda en az kaldığı ülke olarak, bu konuda da İtalya ile birlikte ilk sıradayız.

Selim’in feryadı!

Son haftanın maçı diye örneklemeliyim. Futbol oynamaya çalışan takımlar dışında -ki bunların sayıları çok az- maalesef bütün takımlarımız bunu yapıyor. Aslında bu bir genelleme...

Başakşehir-Rizespor maçının son 15 dakikası oynanıyordu. Bu 15 dakikanın abartısız her dakikasında sahanın her yerinde Rizesporlu bir oyuncu yatıyordu. Öyle ki, son dakikalarda stoper Selim Ay, bir feryat etti, bir haykırdı, sesi ekranlardan fırlayıp duvarları sarstı. Böyle bir feryadın karşılığı Allah korusun ambülansla hemen hastane olmalı... Öyle bir feryat...

Ne oldu peki? Selim yerde kıvrandı, zamanı geçirdi kalktı, seke seke çok yavaş adımlarla oyundan çıktı, 10 saniye kenarda bekledikten sonra girdi ve kalan dakikalarda “tazı” gibi koşup “aslanlar” gibi mücadele etmeye başladı. Futboldan soğuttular.

Selim sadece bir örnek... Böyle onlarca yüzlerce örnek gördük. Şimdi yeni moda; iki futbolcu krampon krampona geliyorlar. Her zaman basma olmuyor, bazen sadece kramponlar tokuşuyor, topu kaybeden, “Yandım Allah” diye yüksek atlamacı gibi kendini iki metre havaya atıyor, sonra uzun atlamacı gibi üç takla atıyor. Hepsi yalan, hepsi sahte... Kamera yaklaşıyor, zoomluyor, gerçek görünüyor.

El-yüz ilişkilerini elimize-yüzümüze nasıl bulaştırdığımız zaten belli... Futbolcunun eli, rakibin omuzuna geliyor, adam yüzünü tutup yere yatıyor. Maksat rakip sarı kart görsün, maksat zaman çalsın. Hıncal Uluç, kaç defa yazdı, artık hatırlamıyorum. Yaza yaza adamın parmakları nasır tuttu. Önlem yok, girişim yok, çıkan bir ses yok, herkes çirkinliğe ortak, yola devam...

Milleti futboldan soğuttular. Soğutmadan öte, nefret ettirdiler. Hıncal Uluç az bile söylüyor, Sahtekarlar Ligi’nden daha öte bir şey bu... Biraz; insanlara, mesleğinize, rakibinize, alın terine saygı... Saygıdan yana hiç mi nasibiniz yok.

Nasıl önlenir?

- Çoğu hoca bu sahtekarlığa ortak... Böyle hocaların ligde iş bulmaması gerekiyor.

- Hakemler kafaya gelen ciddi darbeler dışında maçı durdurmayacaklar.

- Bir oyuncu sakatlandığında, diğer oyuncu topu dışarı atıp oyunu durduramayacak.

- TFF ile MHK bu konuda hakemlere kesin ve tavizsiz uygulama için tam yetki verecek.

Fener’e İrfan mı lazım?

Samatta, Thiam ve Cisse, ilk yarıda 4’er gol atıp, toplam 12 golle bitirdi. F.Bahçe’nin Mesut Özilli, Pelkaslı orta sahasına İrfan Can mı lazım? Yoksa çok sıkı bir santrfor mu?

- Fenerbahçe’nin üç santrforu Samatta, Thiam ve Cisse, ilk yarıyı, 4’er gol atıp, toplam 12 golle bitirdiler.

- Bu 12 golü Beşiktaşlı Larin tek başına attı.

- Hatay’da 6 maç kaçıran Boupendza’nın 13 golü var.

- Gaziantep’in orta sahası Maxim’in 10 golü var.

- Lig sonuncusu Denizlispor’un santrforu Rodallega 8 gol attı.

- F.Bahçe’nin Mesut Özilli, Pelkaslı orta sahasına İrfan Can mı lazım? Yoksa çok sıkı bir santrafor mu?

- Fenerbahçe, Galatasaray’ı köşeye sıkıştırmak için mi bu hamleyi yaptı, yoksa gerçekten İrfan Can’a ihtiyacı mı var?

- Bu maçın sonucu ne olacak, meraktayım.

Burun farkıyla geçenler!

Süper Lig’de , sayfada gördüğünüz ilk yarı karmasını yaptım. Futbol göreceli bir oyun. Herkesin anlayışına göre tercihler de değişiyor. Ancak şunu belirtmeliyim; her hafta televizyon karşısında 10 Süper Lig maçını eksiksiz izleyen biri olarak, kendimce “kılı kırk yararak” bir değerlendirmeye yapmaya çalıştım. Çok zorlandığım mevkiler oldu.

1 Kalede Uğurcan mı, Altay mı? Elim, gönlüm ve görüşüm Uğurcan’a gitti. Ama Altay’ın hakkını da en az Uğurcan kadar teslim ediyorum.

2 En fazla zorlandığım; orta solda Maxim mi, Pelkas mı? Maxim’in gole, Pelkas’ın oyuna katkısı daha fazla... Çok kararsız kaldım, inandığım bir-iki futbol adamı ve gazeteci dostuma sordum. Onların ifadesiyle “burun farkıyla” Pelkas...

3 Fırtına gibi esen iki golcü... 6 maç oynamamasına rağmen 13 gol atan Hataylı Boupendza, Beşiktaş’ta yeniden doğan Aboubakar... Hataylı golcü, ilk yarının en fazla gol atan oyuncusu... Ancak Aboubakar, hem atıyor hem de Beşiktaş’ın hücumunu ve rakip yarı alandaki oyununu yönlendiriyor. Bu farkıyla Aboubakar...

21 haftada 21 portre!

Süper Lig’de ilk yarı tamamlanırken, Beşiktaş hızıyla büyük mesafe kaydetti, Fenerbahçe’de ise iyi bir santrforun yokluğu önemli ölçüde hissedildi. Galatasaray yine ligin ikinci devresini beklerken, Hatay, Gaziantep, Alanya, Karagümrük gibi takımlar ligin rengi oldu.

BEŞİKTAŞ: Günümüzün futbolunda hızlı ve öne oynamanın açamayacağı kapı yok.

FENERBAHÇE: Dünya markası Mesut Özil’i var, iyi bir santrforu yok.

GALATASARAY: İlk yarıda çok fren yaptı, ikinci yarıda gaza basar, bu biline...

HATAYSPOR: Mükemmel bir kadro mühendisliği ve son derece iyi yöneten bir hoca...

GAZİANTEP: Sumudica ile mükemmeldi, sonrası ne olur belli değil...

ALANYASPOR: Çok hızlı başladı, çok çabuk yoruldu.

K.GÜMRÜK: Elit oyunculardan kurulu takım... Başkan işi biliyor. Keşke iyi bir santrforu olsa...

TRABZON: Sezona Newton’la başlamak büyük yanlıştı. Abdullah Avcı şimdi ağır hasarı telafi etmeye çalışıyor.

ANTALYA: Bir var, bir yok... Bir iyi, bir kötü... Anlamadık gitti.

MALATYA: Sağlam takım... Savunması iyi, hücumu iyi, sahası berbat...

SİVAS: Evdeki yabancı gibiydi. İçeride rekor puan kaybetti.

BAŞAKŞEHİR: Şampiyonluk; hırsını, hızını, öfkesini ve iştahını azalttı gibi...

KONYASPOR: Doğru dürüst golcüsü yok, buna rağmen Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı 4’ledi, F.Bahçe’yi 2’ledi.

GÖZTEPE: İzmir’in dalgalı denizi gibi... Bir durdu, bir coştu. Sanki ikinci yarıda daha iyi olacaklar.

KASIMPAŞA: Efendi takım... Vurmaz, kırmaz, dökmez. Ancak başarı için bu kadro yetmez.

RİZESPOR: Sumudica daha gelmedi ama adı yetti. Sonuçlar iyi... Bir de bu kadar yerde yatmasalar...

G.BİRLİĞİ: Aman ha... “Ankara’nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak” olma...

KAYSERİSPOR: Son maçı çok kötü oynadılar. Ligde kalmak için ikinci yarıda daha fazlasına ihtiyaçları var.

ANKARAGÜCÜ: İyiler, hızlılar, öfkeliler. Bütün samimiyete rağmen yeterli değiller.

DENİZLİSPOR: Sanma ki devlet her sene elinden tutar. Bu lig adamı “ham” diye yutar.

ERZURUMSPOR: Bakkal dükkanı açtı, bakalım yeterli puanı kasasına koyabilecek mi?

Avcı’dan önce, Avcı’dan sonra!

Trabzonspor, ligin 8. haftası bittiğinde 6 puanla 17.sıradaydı. Yani tehlike bölgesindeki 4 takımın bir basamak üstünde... Maç başına sadece 0.75 puan... Sezona Newton ile başlamanın çok ağır faturasıydı bu... Neyse, başkan ve yönetim, çok büyük yanlıştan sonra, çok doğru bir karar verdi; Abdullah Avcı geldi.

Kalan 12 maçta 8 galibiyet, 3 beraberlik, 1 yenilgi aldı. Yarıda gelmesine, kendi kurmadığı bir takımı yönetmesine rağmen... Tam 27 puan topladı. Maç başına 2.25 puan...

İlk 8 haftada tehlike bölgesinin bir üstünde olan Trabzonspor, şimdi Avrupa’ya gidecek ilk 4’ün bir altında... Bazıları hala beğenmiyor olabilir. Abdullah Avcı benim için; değerli, önemli ve ilkeleri olan bir hocadır.

PARLAYANLAR

- Taylan Antalyalı (Galatasaray) 
- Rıdvan Yılmaz (Beşiktaş)
- Atakan (Ankaragücü)
- Kubilay (Malatya)
- Serkan Asan (Trabzon)

KAYBOLANLAR

- Falcao (Galatasaray)
- Sosa (F.Bahçe)
- Podolski (Antalya)
-  Pereira (Trabzon)
-  Alper (A.Gücü)

VAR ne derse o

- Beşiktaş çok iyi oynuyor.
- F.Bahçe, Mesut Özil’i aldı.
- Galatasaray düzeliyor.
- Trabzonspor arayı kapatıyor.
- Hepsi hikaye...
- VAR ne derse o olur. Kimi işaret ederse o şampiyon olur.

EN BAŞARILI HOCALAR

- Sergen Yalçın (Beşiktaş)
- Abdullah Avcı (Trabzon)
- Sumudica (G.Antep/Gitti)
- Ömer Erdoğan (A.Hatay)
- Şenol Can (Karagümrük )
- Çağdaş Atan (A.Alanya)

Şansal Büyüka / Milliyet

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER