Galatasaray Divanı'ndan borç yapılandırması açıklaması!

Galatasaray Spor Kulübü Ocak Ayı Divan Kurulu Olağan Toplantısı, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda yapıldı.

Galatasaray Divanı'ndan borç yapılandırması açıklaması!

Toplantıya Galatsaray Başkanı Mustafa Cengiz, Başkan Yardımcıları Yusuf Günay ile Kaan Kançal, Yönetim Kurulu Genel Sekreteri İlber Aydemir, Yönetim Kurulu üyeleri Mahmut Recevik, Ömer Cansever, Okan Böke, Erol Özmandıracı ve Dilek Kutlu katıldı.

Galatasaray Divan Kurulu Başkanı Eşref Hamamcıoğlu, Divan Başkanlığına gelen evrakı okumasının ardından toplantının açılış konuşmasını yaptı.

Hamamcıoğlu, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Son Divan toplantımızdan bu yana Kulübümüzün marka değerini, geleceğini ve birlikteliğini yakından ilgilendiren iki temel gelişme üzerine duracağım bugün, değerli hazirun. Tahmin ediyorum ki sonradan söz almak isteyen değerli üyelerimiz de bu konular üzerine vurgu yapacaklardır. Bunlardan birincisi ve giderek Camianın içerisinde endişe verici bir seviyeye gelen eleştiriye tahammülsüzlüktür. Eğer Galatasaray’ın kuruluş değerlerinde hürriyet, dayanışma, kültür, şeffaflık, hoşgörü ve demokrasi varsa -ki bizi Batı’ya açan pencere bu değerlerdir – bunlardan ödün verilmesi asla düşünülemez. Aksi takdirde Galatasaray vasatlaşır. Galatasaray’ın vasatlaştırılmasına izin vermemek tüm üyelerin ve Divan üyelerinin baş tacı görevidir. Buna hepimizin sahip çıkması lazım. Aksi takdirde marka değerimiz yıpranır, itibarımız zedelenir ve Kulübümüz geriye gider. Söz konusu tahammülsüzlüğe yapılan eleştirilerin arkasında başka manalar aranması bir bütündür ve son zamanlarda iki farklı şekilde tezahür etmektedir. Bir yandan özellikle Divan toplantılarında yapılan konuşmalara -ki bunlara benim yaptığım konuşmalar da dahil – resmi mecralarda kısmi yer verilmesi veya hiç verilmemesi, değinilmemesi. Buna örnek; Aralık Ayı Divan Kurulu’yla ilgili olarak resmi sitemizde yayınlanmayan benim eleştirel konuşmam. Sonradan silinen, sosyal medyada yayınlanmış, Youtube’da ve tweet’lerde yer almış video kayıtlarının Twitter’a müracaat edilerek, resmi başvuru yapılarak Sayın Özmızrak’ın büyük beğeni kazanan, Galatasaray’a mahsus mizahi tarzda yaptığı eleştirilere erişimin engellenmesi bunların en son örnekleridir. Buna başka bir örnek de; Aralık ayında statyumda yaptığımız toplantıda gerek benim eleştirel tespitlerim gerek Sayın Ayhan Özmızrak’ın ve Sayın Hayri Kozak’ın yaptığı görüşmeler bir yana bırakılarak resmi sitemizde sadece bunlara cevap olarak sayın Yusuf Günay’ın yapmış olduğu konuşma ve Sayın Kaan Kançal’ın yapmış olduğu oldukça mufassal mali sunumlara yer verilmiştir. Buna ilave olarak da Cumartesi günü yaptığımız divan kurulu olağanüstü toplantımızda, yeni Divan üyelerine berat verilmesi töreninde yine benim yaptığım konuşma – ki bir Divan Kurulu Başkanı’nın vermesi gerektiği mesajları vermiştim – ve 312 tane Divan Kurulu üyeliğini hak etmiş üyelerimize beratlarını alırken Galatasaray Televizyonu’nda yer verilmemesi ve resmi sitede bu isimlere çok az, sadece başarılı sporcularımıza berat verilmesi olarak geçirilmesi ayrıca bir endişe konusu olmakla beraber güzel bir örnektir. Öte yandan, Kulüp üyelerimiz ve diğer paydaşlarımız zaman zaman çeşitli mecralarda eleştiriler yapmaktalar. Bu eleştiriler küfür içermediği takdirde muhatapları tarafından pozisyonları gereği olgunlukla karşılanmalı, imkanı varsa doğrudan iletişimle çözüm aranmalı ama asla ve asla Disiplin Kurulu’na sevkiyle çözülmemeli diye düşünüyoruz. Yapılan eleştiriler ve eleştiri yapabilme ortamının sağlanması bir medeniyet göstergesi olup aksi Kulübümüzü geriye götürecektir.

Diğer bir konu ise, geçen hafta ülkemizde spor gündemini olduğu kadar siyasi gündemi de meşgul eden Türkiye Futbol Federasyonu ile Bankalar Birliği arasındaki protokoldür. Bununla ilgili bilgilere çoğunuz gibi ben de medya aracılığıyla ulaşabildim. Bununla ilgili, Divan toplantımızın sonuna doğru kendisine söz verdiğimizde Başkanımız bir açıklamada bulunacaktır. Bu konudaki görüşümüz sırf mevcut yönetime muhalif olma amacıyla ne de facto olarak karşı çıkmak ne de kaçınılmaz bir fırsat gibi değerlendirilerek Galatasaray’ın kolektif mülkiyetinden taviz vermemek gerektiğini düşünüyoruz. Bununla ilgili önerimiz, konuşmacılar eğer bu konuyla ilgili söz alacaklarsa, çok detaylı bir swat analizi yapılarak acele etmeden, hiçbir şeye alet olmadan ve özelliklerimizden ödün vermeden ve tabii ki olası bir fırsatı kaçırmadan karar verilmesinin sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Mutlaka birçoğunuz televizyonda bu bilgi aktarılırken izlemişsinizdir. Bu noktada ben gördüm ki; ne Futbol Federasyonu ne de Bankalar Birliği bu işe dört dörtlük hazır. Ucu açık birtakım bilgiler var. Bir algı yönetimi yapılıyor diye düşünüyorum. 4-5 kulübün rakamları televizyon ekranlarına yansıtıldığı zaman, burada sadece kulüplerin borçlarından bahsediliyor ve burada borcu en felaket pozisyonda olan Galatasaray Sportif A.Ş. gibi gösteriliyor. Kaldı ki; alacak-verecek dengesine baktığımız zaman en iyi Sportif A.Ş – en azından diğer rakiplerimize baktığımızda – bizimdir. Bu rakamları son mali toplantıda Sayın Kaan Kançal göstermişti bize. Galatasaray’ın alacak-verecek arasındaki fark, radikal çözümler uygulanabilirse yönetilebilir bir farktır. Dolayısıyla ben bu konuyu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bu konsorsiyumun başkanı ve Ziraat Kurulu Genel Müdürü Sayın Aydın açıklamalarında beni endişeye sevk eden bazı açıklamalarda bulundu. Kendi tabiriyle; “Borcunu yapılandırdığımız Sportif A.Ş ve bu Sportif A.Ş’nin bağlı bulunduğu dernek eğer bir topçu alırsa -bu ifadeyi kullandı – ve bu topçuya gereğinden fazla ödeme yapmış ve beklediğini alamamışsa buna karar veren yöneticinin performansını da değerlendireceğiz” dedi. Eğer bu doğruysa çok endişe verici bir tutumdur. Sayın Yıldırım Demirören ise, bir lisans kurumu yapılandırdıklarını söyledi, aynı UEFA’nın finansal fair-play yaptırımları gibi ve Bankalar Birliği’nin bu lisans verici kuruma atamalar yapacağını iletti. Dolayısıyla bu konuyu enine boyuna irdeleyip, çalışıp gerekli görülürse ve talep edilirse Yönetim Kurulu’muza çok büyük destek vermemiz lazım. Başta dediğim gibi yönetime sırf muhalefet amacıyla de facto “bu işe olmaz” yaklaşımına engel olalım lütfen. Ucu açık ve risklerini bilmediğimiz bir imkana ‘gerçek bir imkanmış gibi sarılmayalım’ diye sizinle kişisel görüşlerimi paylaşmak istedim. Benim şu an itibariyle söyleyeceklerim bunlardır.”

Toplantıda daha sonra gündemin diğer bir maddesi kapsamında Kulübümüzü ilgilendiren önemli ve güncel konular hakkında katılımcılara söz verildi. Bu bölümde Osman Yiğit, İrfan Aktar, Doğan Hasol, Cengiz Özyalçın, Özkan Olcay, Ahmet Şenkal, Hayrettin Kozak, Ahmet Özdoğan, İbrahim Göknar, Taner Aşkın, Ali Kiremitçioğlu, Duygun Yarsuvat, Dinç Üner, Mert Murat Erman, Tunç Üner, Ayhan Yeğinsu, İbrahim Ziyal ve Tayfun Akçay söz aldı. Ayrıca, Sicil Kurulu Başkanı Selçuk Erdoğmuş, yeni üyelerin berat töreniyle ilgili açıklamalar yaptıktan sonra Sicil Kurulu üyesi Mehmet Bilen ile Divan Kurulu üyelerinden Ali Öğüdücü konuşmalarını yapmak üzere kürsüye geldiler.

Katılımcıların gündeme dair görüşlerinin ardından Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz konuşmasını yapmak ve Yönetim Kurulu’na yönlendirilen eleştiriler üzerine söz aldı.

Başkan Cengiz’ın açıklamaları şu şekildeydi:

“Sayın Divan Kurulu, Sayın Başkan ve Divan’ın çok değerli üyeleri;

Değerli arkadaşlar, eski Başkanımız Duygun Yarsuvat’ın dediği gibi kültürümüze, Tevfik Fikret’e ve kurucu Başkanımız Ali Sami Yen’e duyduğumuz saygıdan dolayı en ağır tenkitlere tahammül edelim lütfen. Disiplin konusunda çok söylem oldu. Üç saat oldu, sabrınızın tükendiğini biliyorum. Değerli arkadaşlar, öfkeleniyoruz. Yönetime ve Divan Kurulu Başkanı’na kızıyoruz. Birbirimize kırılıyoruz, bağırıyoruz. Neden? Galatasaray için. Ne ticari ne de siyasi bir çıkarımız var. Kişisel olarak haz etmeyebilirsiniz. Havsalamdan, giyimimden, geçmişimden, bazı yerlere mensup olmamamdan rahatsız olabilirsiniz. Mensup olmamdan da rahatsız olabilirsiniz. Gayet doğal. İnsani tepkiler. Ben bütün bunları saygıyla karşılayan bir kültürden geliyorum. Lisenin bize verdiği kültürden… Ben fahri olarak kendimi öyle görüyorum. Kabul ederseniz… Organ reddi de doğal, ona da saygı duyarım. Zaten Başkanlık benim planlayarak geldiğim bir nokta değil. Bunu herkes biliyor. Tamamen aniden yapılmış bir seçime karşı, üç hafta içinde - Divan Kurulu’nun eski ve yeni üyeleri burada, sizler daha iyi biliyorsunuz – bir tepki olarak geldik biz. Önceki Başkan Dursun Bey’i tenzih ederek söylüyorum. Gül Baba’dan bu yana bütün Başkanlardan beri, - ki şunu unutmayın Macaristan’dan farklı olarak tarihi 1481’dir- tarihini bildiğim bir Kulübün 20 yılı dediğimde çok üzüldüm. Çok sevdiğim bir eski Başkanım da beni basın yoluyla eleştirdi. Konuşmak zorundaydım o gün. Çünkü Başkan Yardımcım istifa etmek üzereydi. 20 kat bütçe diyeceğime 20 yıl lafını ettim. Üzüldüm. Ben Şengün Kaptanoğlu’nun arkadaşıyım. Ben bütün tarihi biliyorum. Ben Grand Cour’da başladığını biliyorum. İki yılda harcadığımız 40 milyon Euro ile sadece bir kere şampiyon olduğumuzu, ikinci yılda maça çıkmadığımızı biliyorum. Size Kanije’de Hasan Tiryaki Paşa’yı da anlatırım. Özel ihtisas alanım tarih ama bunu söylemek ayıp. Bana buradan bel altı vurmayın. ‘Köfteler diye Genel Kurul’a hakaret etti’ dediler, size anlattım. Yolda düştü kelimeler. Bu da aynen öyle oldu. 20 kat bütçeyi kastetmek istedim. Onun gerginliği, adrenalini içindeyim. Çünkü bir gün önce o sporcular nasıl maça çıktılar, bir bilseniz… Belki o maç oynanmayacaktı arkadaşlar. Biz onun stresini saat sekizde yaşadık. Biz gece taksileri çeşitli yerlere gönderdik. Nereden bulduysak artık, siz tahmin edin. Ben bunları söylemiyorum. Aynı gece bize haciz geldi. Televizyonu sökmeye kalktılar. Ben bunun gerginliğiyle konuştum. 20 yıllık basketbol tarihi diye bildiğimi düşünenler olursa çok üzülürüm. Buradan vurmayın. Size yakıştıramam. Pot kırma, sürç-ü lisan etme özgürlüğüm var sanırım.

Değerli arkadaşlar, tüm konuşmacıların değindiği Türkiye Futbol Federasyonu, Bankalar Birliği, Galatasaray ve Galatasaray’ın durumuna gelmek istiyorum. Bu fikir yaklaşık 4-5 aydır gündeme geldi. Yönetimdeki bazı arkadaşlarımız biliyor. Devlet geleneğinden geldiğimiz için bize de danışılıyor. O televizyonda gördükleriniz belki de konuya en son muttali olmuş olabilirler. Kimseyi küçültmeden onu da söyleyeyim. Bu proje 14.5 milyar TL’ye toplam 18 Süper Lig kulübünün tıkanması ve bu tıkanışla özellikle Anadolu kulüpleri üzerinden üç büyükler dışında yapılan baskıyla gündeme geldi. Bunun nasıl olup nasıl olamayacağı konusunda kişisel teatilerimiz oldu. Toplam 15 milyar TL’ye yakın borç var. Galatasaray’ın borcu 2.9 milyardı. Yüzde 60 enflasyona rağmen 2.7’ye indirdik. Borç-alacak farkı demiyorum. Bugün bu biraz arttı. İki futbolcu aldık. Bazen sosyal medyadan söylüyorlar. Ben de Florya’yı arıyorum, bu futbolcuyu aldık mı diye? Merak ediyorum. Hiçbir gazeteciye ne mevcut ne alacağımız hiçbir sporcumuz üzerinde hiçbir şey söylemediğimden emin olabilirsiniz. Değerli arkadaşlar, 14.5 milyar borç var. Gelir ne kadar? Yaklaşık 3.5-4 milyar TL. Arada 3-4 katlık bir boşluk var. Burada, Galatasaray en düşük orana sahip kulüp. Biz gelirlerimizi, Türkiye’de ilk defa 1 milyar TL mertebesine doğru çıkarıyoruz. 2018 yılı Sportif A.Ş ‘de Mayıs sonunda bunu görecektiniz. Dernek de Mayıs sonunda olmalıydı. Maalesef bize duyulan öfke nedeniyle – ki buna da saygı duyuyorum – gündeme dahi alınmadı. Hem Medeni Kanun hem tüzükle ilgili büyük bir suç işlendi bana göre. Ben bunu dava konusu etmedim çünkü yöneten Metin kardeşim sevdiğim bir kardeşim. Yıpranmasını istemem ama büyük bir yanlış. Ben bu hesapları günübirlik biliyorum ama siz bilmiyorsunuz. Eğer ikisi de Mayıs sonu olsaydı anlamsız bir tartışmanın şekillendirdiği genel kurulda tartışılmadan çıkartılmasaydı. Türkiye’de ilk defa mali konulara çok daha etkin sahip olacaktınız. Olmadı. Şimdi 6 aylık parçalar var. Konsolideye öyle bakacağız. Devlet baktı: Ben hiçbir şey yapmasam 4 yıl beklemem lazım. Bize bunun nasıl olacağı sorulduğunda dedik ki; ‘asla kimseye borç vermeyin.’ Bizim üyelerimizin haklı bir endişesi var: ‘Devlet bize kredi verecek. Sonra da bize masraf yapacak. Biz bunları karşılayamayacağız ve devlet bize sahip olacak.’ Hayır, böyle bir şey yok. Değerli arkadaşlar, bizde iletişim gerçekten kopuk. Ağustos ayı içinde Ziraat Bankası ve DenizBank ile 380 milyon TL, 4 yıllık bir yapılandırma anlaşması yaptık. Bir kere söyledim, kimse farkına varmadı. Yüzde 65 ile 35 olan uzun ve kısa vade arasındaki çarkı tersine çevirdik. Euro’ların bir bölümünü de TL’ye çevirdik. Teşekkür için de yapmadık. Bununla ilgili Genel Kurul da yapmadık. Bir komite de kurmadık. Çok ciddi bir para. 10 yılık bir dönemde kredi bulunamayan bir dönemde aldık bu parayı.

Dediler ki; ‘Başkan borcumuz yok demişti, şimdi borç çıktı.’ Öyle bir şey yok arkadaşlar. Göreve başladığımızda devlete 199 milyon TL borcumuz vardı. ‘Elinizde pankartla çıkıyorsunuz, vergi ödeyemiyorsunuz’ diyorlardı. Bugün 130 küsur milyon TL vergi borcumuzu ödedik. 66’yı da taksitlendirdik ve ödemeye devam ediyoruz. Bunun içinde 27 milyon TL’yi alarak amatörlere ödedik. Türkiye’de ilk ve tek kulübüz. 31 Ocak’a kadar proje şu; ‘benim ne kadar borcum var? Dernek dahil 2.7 milyon TL. En az dört yıl ödemeksizin bunu ötelemek ve uygun faizli vadelere yaymak.’ Factoring faizlere değil. 57 milyon TL’lik factoring borcunu kapattık. Tek bir factoring borcu almadık. Fakat değerli arkadaşlar, bizim yeniden şampiyon olmamız ve Şampiyonlar Ligi’ne katılmamız gerek. Biz bu sene bu yolla 140 milyon Euro’ya yakın gelir elde ettik. Size Kasım sonunu açıkladığımızda çok sevindirici müjdelerimiz olacak. Şimdiden konuşmak istemiyorum çünkü bağımsız denetçi tarafından denetleniyoruz. Ayrıca, UEFA tarafından denetleniyoruz. Dönemimizde tek bir virgülde ve kuruşta hata yok. 

Benim üyeliğimde Doğan Ağabey’in ve Varol Dereli’nin imzaları var. Celal Acar da istemiş ama olmamış. Doğan Hasol’un dediği gibi ada konusunda bazı hatalar yaptık. İnsanın bazen basireti bağlanıyor, olabilir. Bir art niyet, maddi çıkar olmadıkça o da belgelenmedikçe hiçbir şey diyemeyiz.

Tayfun Akçay kardeşimiz çok doğru bir noktaya değindi. ‘Aktin konusu yok olmuştur’ diyerek sayın müstecire ihtar çektik. Bir ay önce muhtara ulaştı, ikametinde yok sanırım. Tahliye için bir ay içinde de benim dönemimde ikinci toplamda altıncı davamızı açacağız. Ne yazık ki ben burada adalete tek bir söz söyleyemem. Biz davaları kazanamıyoruz. İnşallah bundan sonra daha farklı ve daha sıkı bakarak çözümlendireceğiz. Sayın işletmeciye buradan sesleniyorum. Kendisi çok iyi bir Galatasaraylı olduğunu iddia eder. Beyan esastır, inanıyorum. Lütfen adayı bu halinde bize bıraksın. Zamanında gelirini elde etti. Allah daha çok kazandırsın fakat bu mezbele halden Türkiye’nin incisi, Galatasaray’ın en değerli varlığına ait hakkından lütfen geri çekilsin. Bizi mahkemelerde yormasın. Biz de kendisine gerekli iade-i itibarı sağlayalım Galatasaray üyeliği açısından. Yoksa her insanın itibarı vardır. Bizim haddimize değil insanları yargılayıp itibar vermek. Mahkemelerin işi. Bizim üyeliğimizden ihraç edildi. Tekrar üyeliğe girişini mahkeme reddetti.

Türkiye Bankalar Birliği’ne geçmesinin sebebi mevcut bankalar. Hiç lafı dolandırmayalım; irade siyasi. Herkesin siyasi düşüncesi kendine. Her siyasi görüşe saygı duyan bir kültürden geliyorum. 68 kuşağıyım. Çok zorlu yıllarımı yitirdim ama şu kadar söyleyeyim; faiz şartlarına bakarız, işimize gelirse alırız. Ben sizin haklarınızı savunmak üzere tevdi ettiğiniz bir yönetimin başkanıyım. Hiç endişe etmeyin arkadaşlar. Kuruşu sektirmeyiz. Bizim için manevi tatmindir. Benim ve birçok arkadaşımın bundan sonraki hayatında ne siyasi ne ticari ne yatay hiçbir beklentisi yoktur. Zaten olamayacağı da meydanda. Bunu lütfen bilin. Bundan emin olmanızı istiyorum. Galatasaray Başkanlarının sözü senettir. Öneren de benim; 4 yıl vade 380 milyon. Henüz bu netleşmedi. Bütün bilançoları verdik. Yeni CFO’muz bu konuda uzman. Yönetim Kurulumuza gelmiş bir kardeşimiz. Tümüyle hazırlıyor, bakacağız. Aynı önceki 1, 380 milyon TL borcu yapılandırma gibi. Mevcut faiz oranların altında ve öteliyorsa, ben de dört yılımı kurtarıyorsam - çünkü finansal fair-play var- alırım. Ben bu parayla futbolcu almadım. İbrahimovic’i alabilirdim. Almazdım. Bana lütfen eski kasetlerden ses vurmayın. Sesim çok değişti çünkü yıllar içinde. İbrahimovic için uğraştığımdan emin olabilirsiniz.

Değerli arkadaşlar, kin ve nefreti açıklamıştım. Belki ben fazla egzajere ettim. İbn-i Haldun ve Ziya Gökalp’ı düşünerek harsı kastettim. Bu maalesef farklı yerlere çekildi. Kesinlikle kastedilen öfkenizi içinizde saklı tutun. Çünkü aile olmayı, iş sahibi olmayı, beni burada konuşturan şey o harstır. O harsla devlet olursunuz. Neden Türkler onlarca devlet kurdu? Bunu ırkçı ve faşistçe algılamayın; çünkü içinde hars var.

‘İstifasını istediniz Türkiye Futbol Federasyonu’nun, etmediler.’ Ben de bekliyordum ama etmediler. Üstüne bana 100 gün ceza kestiler. Basın mensubuna ‘Başkan neden ceza veriyorsunuz?’ diye soranlar oldu. Bana başvuru süresini geçmiş klasörler getirdiler. Yani, disipline veremezsiniz. Çok ağır hakaretler. Ben düşmanıma bile demem o hakaretleri. Kavgada da küfretmem. Hepimiz Tevfik Fikret’in ülküsüyle büyüdük. Cumhuriyet çocuklarıyız. Biz, Ata’mızın fikriyatına aldığı Tevfik Fikret’ten söz ediyoruz. Küfrü hür, hakareti hür, aşağılaması hür bir toplum değiliz.

Türkiye Futbol Federasyonu için konuşurken ceza alacağımı biliyordum. Bunu bilincindeydim. Sevgili Taner Ağabey (Aşkın) sordu; ‘Bunları neden ödetiyorsunuz?’ diye. Değerli arkadaşlar, yüzlerce tweet atmış bir Başkan adayımızın bir tweet’i dikkatimi çekti. Ayrıca, disipline sevk eden Yönetim Kurulu. Bana Yönetim Kurulu’ndan da tepkiler var: ‘Neden bu hakareti edenleri vermiyorsunuz?’ diye. Ben verme yanlısı değilim ama cılkı çıktı. ‘Bir Galatasaray Başkanı’nın ağırlığı olmalı’ dedi. Hafifsin diyor bana. Hafifliği eğer küfür ve hakaret ile insanları işinden etmekle ölçüyorsanız ben ağır değilim. Efendiyim. Bu kültürden geliyorum. Asla hakaret etmem. Sevgili Duygun Ağabey’e (Yarsuvat) etmem. Galatasaray Başkanlık makamı için – kurucumuz Ali Sami Yen’in makamı ki ben de Ali Sami Yen’in arkasına saklanarak hakaretler edemem – herkes haddini bilmeli. Ben başta. Benim TFF ile kişisel hiçbir sorunum yok. Yönetim kurulu üyelerinden 15’i ile tanışırım. Galatasaray’la hiç ilgileri yok ama o sözleri bizi yaraladı. Kusura bakmasın TFF Başkanı. İnşallah, bundan da bir ceza çıkmaz. Diyor ki; ben hiçbir takım için hiçbir hakemimi yedirmem. Ben de diyorum ki; hiçbir hakem hiçbir camianın üstünde değildir. Cezaların bedelini ben ödüyorum. ‘Bunu lütfen düzeltin, öyle bir şey yok’ dedik. Düzeltmedi ve silmedi de. O zaman bunun bir bildiği var. Biz disiplin kuruluna çağırdık bildiğini anlat dedik. Cenevre’ye UEFA için gidişlerim dahil, yarın Ankara’ya gideceğim, otel paralarım dahil tamamını cebimden ödüyorum. Benim yönetim kurulundaki arkadaşlarım da aynı şekilde cebinden ödüyor. Bunu söylemek zorunda kaldığım için de ayrıca utanç duyuyorum. Ben sürekli Ankara’ya gidiyorum diye millet “muhtarlara kadar düştün artık muhtarlara da gideceksin” diyor. Değerli arkadaşlar, ben Ankara’da kime gidiyorsam bilin ki Galatasaray için gidiyorum. Ben buradan tekrar devletime, ki biliyorsunuz ben oradan geldim, çok teşekkür ediyorum. Galatasaray’a da sahip çıkıyor, Türk futboluna ve Türk sporuna da sahip çıkıyor. Sakın bu dediğimi siyasi algılamayın, sakın. İstirham ediyorum.

VAR konusuna gelirsek. Ben oturup Twitter’ı izlemiyorum. İzlediğimi zannediyorlar. Aslında kötü bir izleyiciyim, sağ olsun dostlar bana raporunu gönderiyor. Sağ olsun dostlar hep benim aleyhime yazılanları gönderiyorlar. Biz IFAB’a başvurduk, UEFA ile iletişime de geçtik. Sayın Aleksander Ceferin ve UEFA ile görüşe görüşe artık bir yakınlığımız da oluştu. Fakat UEFA, bunun yolunun IFAB’dan geçtiğini söyledi. Biz de oraya başvurduk ancak ‘cevap veremeyiz’ dediler. Biz bir daha yazdık. TFF’ye de başvurduk. Biz bu işin peşini bırakmış değiliz. IFAB, bu tarz yerel baskının çok olduğu ülkelerde bu tartışmalarda kayıtların verilmesinden yana oluyor. İkinci madde de bu var. Tabii onlar da uğraşıyor verilmemesi için, biz uğraşıyoruz verilmesi için. Biz bu kayıtların açıklanmasını istiyoruz. Hem Fenerbahçe maçında 87. dakikada benim defans oyuncuma yapılan bir hareket var. O pozisyonda hakem gidip VAR’a bakmadı. O hala içimizde ukde. İkincisi de Konyaspor maçındaki pozisyon. Kulüpler Birliği’ni hatırlayın. Biz Rusya’dayken aleyhimize bir bildiri yayınladı. Burada bir düzeltme daha yapıyım çünkü çok yanlış yazılıyor. 18 kulübün 8’i yayınladı, o 8 kulübün bizim temasa geçtiğimiz 3 tanesi de ‘biz bu bildiriyi onaylamıyoruz’ dediler.

Rizespor Başkanı’na verilen plaket konusunda da biliyorsunuz ben o gün cezalı olduğum için statta değildim. Ben ceza alınca görevlerimi yerine getiremiyorum diye bir şey yok. Sadece stada giremiyorum. Bir tek protokole giremiyorum. Ben TFF’ye de söyledim ‘locama geçip maç seyredeyim arkadaşlarımla’ diye. Bizim loca her zaman hınca hınç doludur. Ancak TFF onu da yasaklamış. Bende moral sıfır. Yoksa hizmette sınır yok. ‘Galatasaray için telefonlara bakıyor’ dedi arkadaşlar. Ben telefonlara bakmayı sevmiyorum ama o sırada iki tane KAP bildirimi yaptık. Bunu özellikle taraftarımız için söylüyorum. Taraftarlar sosyal medyada, özellikle troll hesaplar ağır konuşuyorlar. Onlara da saygı duyuyorum. Ben de o gençlikte olsaydım o tutkuyla belki böyle laflar ederdim. Yani bakın şu anda Brezilya’da saat kaç? Çin’de saat kaç? Türkiye’de saat kaç? Bunu lütfen hesaba alın. Arkadaşlarım, idari ve sportiflerin yapması gereken o liste olayıyla ilgileniyorlar. Neredeyse uyumuyorlar ve nöbet tutuyorlar. Çok samimi söylüyorum. İnşallah bunları geçeceğiz.

Ben şaşırıyorum. Sayın gazeteciyi koruduğunuz kadar beni korumadınız ya. Bir Allah’ın kulu ‘Bu adam ceza aldı, Galatasaray için aldı’ demedi. Sen o gazeteci ile yakın olabilirsin, düğününde bulunmuş olabilirsin ama o adam bunu bin kere dedi. Benim önüme kondu haber, şaşırdım. Basiretsiz diyor. Ey meslek sahibi beni eleştiren Galatasaraylı kardeşim; Ben sana ‘Sen mesleğinin en beceriksiz, en basiretsiz, kendi meslek tarihinin gördüğü en kalitesiz en yeteneksiz insansın’ desem ne olur? Bu hakaret değil de övgü mü? Tevfik Fikret eleştirisi mi bu? Tevfik Fikret böyle mi yazıyor? Değerli arkadaşlar lütfen ceza cürüme tabiidir. Aramızda hukuk okumuş insanlar var. Bir insan kırmızı ışıkta geçtiyse cezasını öder. Türkiye gibi ülkelerde maalesef kuralları kırmak gelenek haline geldi. Bunu yapmayalım. Eşimiz dostumuz diye korumayalım. Benim evladım bile yapsa cezalandırırım. Ben yapınca da beni cezalandırın. Şunu kastediyorum. Adam benim için ‘Galatasaray tarihinin en başarısız yöneticisi’ diyor. Buna da çok bozuldum. Belki ikinciyim, üçüncüyüm. Niye sıralama yapmıyorsun?

Divan törenine gittik, ben tabii ilk defa bir divan törenine katılıyorum. Ben onun canlı yayınlandığını zannediyordum. Çok samimi söylüyorum. Ben canlı yayınlanmadığını pazartesi günü öğrendim. Bunun neden böyle olduğunu sertçe sorduğumda yayın akışına alınmadığını ve bu nedenle verilmediğini öğrendim. Hemen kurumsal iletişim direktörümüze gidip, Eşref Başkan da yanımdaydı o gün, ‘lütfen kendisine anlat ve bir art niyet olmadığını izah et’ dedim. Zaten ‘Eşref Başkanımızın konuşmasını da akşam haberlerinde banttan verdik’ dedi. Ben izleyemedim. Ben de bir serzenişte bulunayım, gönül isterdi ki bütün üyelerin plaketleri verilirken orada bulunmak isterdim. Fotoğrafa çıkmak için değil arkadaşlar, ben kameralardan kaçıyorum. O hale geldim. Ben bu yaştan sonra dizilerde oynayacak değilim.

Galatasaray dediğiniz gibi kültür, geleneklerine bağlı olan ve yabancı takımlarla oynayan bir kulüp. Biz yabancı takımlarla temaslarımızda şunu gördük; maç öncesi maç günü hatırası veriliyor. Maç öncesinde bir plaket üstüne oynayacağımız takımın adını, maçın tarihini yazıyoruz. Bir yemek düzenliyoruz ve yemek sırasında oynayacağımız takımın başkanına bu plaketi veriyoruz. Kendilerini ağırlıyoruz. Rizespor başkanına verilen plaket de bu. Rizespor kulübü de o bildiriyi imzalamamıştır onu da söyleyeyim. Başkan yeni gelmiş, hiçbir şeyden haberi yok. Gördüğüm kadarıyla yani, yine iyi niyetle söylüyorum. Maç 2-0’dan 2-2 oldu. Maçtan çıktıktan sonra çok çirkin bir konuşma yaptı. Biz bunu nasıl öngörebiliriz? Öngöremeyiz. Fakat keser döner sap döner.

Hayri Ağabey, özel mailler mahremiyettir. Ben çekindiğimden demiyorum bunu, bizim zaten her şeyimiz meydanda. Ancak ikimizin arasındaki maili benden izin almadan vermek kişisel bilgilerin ifşasıdır. Hukuken suçtur. Hukuken suç olmasını bir yana bırakıyorum, biz yakınız. Ben sana ağabey diyorum. Hiç önemli değil, verebilirsin. Ancak etik açıdan benim iznimi alman gerekiyordu. Ben size yine o izni verirdim. Sizin bana attığınız kenetlenelim mailine ‘tabii ki katılıyorum Hayri Ağabey’. Ben sizin bunu diyeceğinizi bilemedim. Bize ne diyorlar? Beceriksiz. Biz üçkağıt yapmakta acemi de değiliz, öğrenen durumda da değiliz. Biz bazı yanlışları yapmakta gerçekten yeteneksiz, beceriksiz bir yönetimiz. Ancak dürüstlükte, çok özür dileyerek ve utanarak söylüyorum, doğruları söylemekte çok zengin bir yönetimiz. En büyük zenginliğimiz de bizim doğruluğumuz.

Bakın az önce de söyledim, eski adı haysiyet divanı. Size samimi olarak söylüyorum ben çalışma arkadaşlarıma karışmıyorum. Ben denetlemeye de karışmıyorum. İnanmayacaksınız ama gerçekten karışmıyorum. Denetleme 24 saat çalışıyor, Disiplin de çalışıyor, Sicil de çalışıyor. Kimseye karşı kötü bir niyet yok. Beni neredeyse korkaklıkla suçluyorlar. Bir şeyi daha merak ediyorum, sürç-ü lisanlarım dışında biz nerede hata yaptık? 2018 yılı başarısız bir yıldır dedi bir arkadaşımız. Üzüldüm, 2018 yılı bunca zorluğa rağmen, bu kadar mali zorluğa rağmen şampiyon olduğu, 142 milyon avro zararla UEFA’dan tarihinde ilk defa UEFA’ya girme belgesi aldığımız bir yıldır. Biz bu belgeyi aldıktan sonra UEFA bile kendi içinde birbirine girdi. Kendi içinde çarpışıyor. Kimse farkında değil. Farkındaysanız da kimse bana UEFA’yı sormuyor. Bir tane konuşmacı ‘CAS ne oldu?’ diye sormadı. CAS’ta davamız var. Bu yargı kurulu, komite dediğimiz insanların ki o komite de saygıdeğer insanlardan kurulu bir grup. Biri Avrupa İnsan Hakları Derneği Başkanı, diğeri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı. Sıradan hiçbir insan yok. Avrupa’nın kreması. Bizi isteselerdi doğrudan men eder, ceza verirdi. 5 ay boyunca bunun kavgasını sürdürdük. Kimin haberi oldu? Kimsenin. Şu an CAS’tayız. Avukatlarımız kimler? Ne kadar para ödüyoruz? Bilen var mı? Sormuyorlar bile. Biz bunu yolda konuştuğumuzda Başkan Yardımcımız Yusuf Bey dedi ki: ‘o kadar büyük güven var ki bu işe çözeceğinize dair, o yüzden kimse sormuyor.’ Ben bu güven için hepinize teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar futbolculara ödememiz gereken paralar var. Bizim gelecek Eylül Ayı’nı yakalamamız gerek. Diyelim ki biz şampiyon olduk, biz kesin artıya geçeceğiz. Bizim hedefimiz bu. Bu dediğimi eleştiri için söylemiyorum, keşke Dursun Bey o 508 milyondan aldığımız 340 milyonu borç kapatmaya verseydi. Ki genel kuruldan o söz ile onay almıştı. Banka borçlarını ve finansman borçlarını ödeyeceğini söylemişti. Hayri Bey de kalktı ve çok güzel bir konuşma yaptı. Ben şunu söyleyeyim, ben o toplantıda aleyhte bir konuşma yaptım. Ne dedim? ‘Florya ile Riva ayrılsın, Riva tamam ama Florya ihaleye girmesin’ dedim. Sonra bir baktım, sözlerim alkışlarla kapandı ilk defa. Sizin alkışlarınızla değil, sus alkışlarıyla. Ben o toplantıyı terk ettim. Benimle beraber çok insanımız terk etti. Orada bulunmak istemediler, durumu anladılar çünkü. Ben kimseyi kırmak istemem. Onlar da ona inanıyor. Ben bir şey diyemem, tercih. 11 futbolcuya stopaj hariç 155 milyon Euro. Demek ki Sayın Başkanımıza dediler ki ‘sen bırak, ne lüzum var kardeşim altyapıya yapıyorsun? Yok borçluluk, yok şey… Bırak efsane Başkan ol’ O insan da öyle yapmış olabilir. Ben suçlamak için demiyorum. En nefret ettiğim olay bir Başkan çıkıyor diğerine cevap veriyor. Öbürü cevap alamıyor. Birini ibra ediyorsun, adam kalkıyor 'Başkan konuşmamalı' diye idareye faturayı ödetiyor. Bize sürekli faturalar geliyor. Anlayan ne demek istediğimi anlıyor. Yapmayın, burası Başkanlık makamı. Ben bugün varım, yarın yokum. Eski Başkanlarımıza serzenişte, eleştiride bulunabilirsin ancak makamı küçültemezsiniz. ‘Başkan az konuş’ diyen adamlar, TFF konuştuktan sonra ben konuşunca ‘niye ceza aldın?’ diyorlar. Başkan ağırlığını bilmeli diyorlar.

Kemerburgaz’da maalesef maden ruhsatı çıktı. Mevcut maden yasası ile şurada maden ruhsatı olsun, istediğiniz kadar gücünüz olsun hukuken adamı çıkartamıyorsunuz. Bir tek şekilde çıkıyor: kamu yararına ise kurulan komisyon Enerji Bakanlığı’ndan. Sağ olsun gerek eski Bakanım Albayrak, gerek mevcut, şu andaki Enerji Bakanı bize büyük destek verdi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum büyük destek verdi. Komisyonlar hızla kuruldu. Olumlu gitti yani iyi gidiyordu. Başbakan’ın imzalaması gerekiyordu. Başbakan’a gitti, Başkanlık sistemine geçtik Başkan yardımcısı var. Başbakan yok. Sağ olsunlar torba yasaya koydular. Bizim gibi 12 tane daha torba yasa bekliyor şimdi mecliste ne yapalım? Bu arada müteahhit iyi de bir Galatasaraylı. Adamın 85 milyon TL teminatı pul oldu. Florya ve Riva ile ilgili sonra anlatacağım. Kemerburgaz ile ilgili hala duruyoruz. Kasımpaşa tesislerini biliyorum. Çok iyi bir tesis. Bizim orası daha fazla, daha büyük. Enerji nakil hattı devredilebilir ama adam resmen bizden açıkça haraç istiyor, tehdit savuruyor. Diyor ki Türkiye’de hukuk var, mahkeme 10 sene sürer. Ben görüşmedim, Akif Bey görüşmesinde bunu söylüyor açıkça. Olabilir hukuki haklarını kullanmak durumunda. Biz bununla ilgili alternatifler geliştirdik. Çalışıyoruz, çok az insan biliyor.

Bir yere gittik, ‘Millet Bahçesi’ne neden gittiniz?’ dediler. Ben açtım bir video. Ben kendimi tanıyamadım. Çok uzaktan çekilmiş. Abdurrahim ile ben arkada duruyoruz gitmeye çalışıyoruz. Vallahi ben kendimden utandım. İşte Millet Bahçesi’ne giden Başkan. Değerli arkadaşlar, işin aslı benim bir Bakanı artı Başbakan’ı görmem gerekiyordu. Bir dosya vermemiz gerekiyordu acil. Benim askerde oğlum yok. Bir gün önce bir yere gitmiştik, onun devamında hızla vermem gerekiyordu dosyayı. Oturduk protokolde Abdurrahim’le. Fotoğraflarda var ama ayıp, yayınlamam. Millet Bahçesi’nde siyasi yalaka dediler. Siyasi konuşmalar başladı nitekim çıktık. Biz işin siyasi tarafında yokuz. Biz bir evrak, bir dosya teslim ettik bunu da böyle bilin değerli arkadaşlar. Ben Millet Bahçesi’ne de Devlet Bahçesi’ne de giderim. Bu coğrafyanın içinde bütün legal siyasi partiler bizim partimiz, bütün devlet adamları bizim insanımız. Sen verme, sen öfkelen o beni ilgilendirmiyor. Galatasaray siyaset dışıdır. Siyaset ile uğraşacaklar da lütfen siyasi partiye gitsinler. Ben bu vesileyle bütün hükümete tek tek ne yaptıklarını anlatmak istemem sonra değerli rakiplerimiz ayağa kalkıyor. Ben hepsine teşekkür ediyorum tek tek. Cumhurbaşkanı’ndan tek tek bütün Bakanlara, CHP’li Belediyelere, unutmayalım Hasan Akgün kardeşimiz büyük mücadele verdi. Hasan Başkan CHP’lidir. 129 dönüm olarak verdiler. Şimdi orayı teknik ekibimizle yapacağız. Bazıları boşuna uğraşmasın. Çekirdek satışları artıyor bazen, çekirdek çitleyip izlemek istiyorlar. Öyle bir şey olmaz onu da bilin. Gerek teknik kadro, gerek biz Galatasaray için varız, Galatasaray için mücadele ediyoruz. Birbirimize kırıldığımız zamanlar olabilir hiç önemli değil. Ali Kiremitçioğlu kardeşime teşekkür ediyorum. Burada anlattım zaten 20 katla 20 yılı. Umarım o da düzelir, meşhur potlarımdan biri olarak tarihe kaydedilir.

Biz 2 milyon Euro ile Euroleague’de şampiyon olduk. Rakibimiz biliyorsunuz çok iyi bir kadro kurdu. Türkiye’nin de gururu. Çok iyi de dereceler alıyor. Ne alıyor şampiyon olunca merak edeniniz oldu mu? 1 milyon Euro. Ne harcıyor 40 milyon Euro. Bilmiyorum iddia. Ben ne harcıyorum bu sene 2,5. Basketbolu geçen yıl ile kıyaslıyoruz. Geçen yılı eleştiriyor demeyin. Dursun Başkan’dan, Ünal Başkan’a, bu bir zincir. Ben kimseyi kişisel suçlamam. Hepsine teşekkür ederim. Dursun Başkan’a, Ünal Başkan’a, tüm Yönetim Kurulu üyelerine, Galatasaray’da görev almış, bilet almış, atkı almış, alamamış, ismini haykırmış herkese teşekkür ederim. Bunlar reel rakamlar.

Geçen yıl sezon ortası erkek basketbolda onuncu sıradaymışız. Şimdi erkek basketbolda üçüncüyüz. Averajla üçüncüyüz. Sezon sonu dokuzuncuyuz. Kadro maliyetlerine bakın. Ben sizin temsilcinizim. Ben sizden güç almasam, o sinerjiyi, o parıltıyı gözünüzde görmesem ben ve arkadaşlarım bir gün durmayız. Değerli arkadaşlar bundan emin olun. Kadın basketbolda başarısız dediğiniz sezonda biz EuroCup’ı aldık. Voleybolda erkeklerde neredeyse şampiyonluğa oynuyoruz. Kızlarda da aynı. Maliyetler düşüyor. Bu düşen maliyetler bu kurla. Yüzde 60 kur farkını çıkarsanız çok daha düşük. Bana verdiğiniz emanet bu. Otarşi dediğim olay bu, kendine yeten kaynak. Bu nedenle bizim Florya’ya, teknik kadroya azami desteği vermemiz gerekiyor. Benim çalışma tarzım bu. Başkalarına uyar, uymaz beni ilgilendirmiyor. Ben ne basketbolun, ne voleybolun, ne judonun, yelkenin yönetimine asla karışmam. İlgili yönetici arkadaşlarımız bakar. İlgili teknik kadroların sonsuz yetkisi vardır. Olması gereken bence bu. Başarısız olurlarsa sizin adınıza hesap sorma yetkisi bizde tabii ki. Şu anda başarılılar tüm yokluklara rağmen. Forvetimiz yok diye bizi neredeyse ipe götürdüler. Biz forvetsiziz ama dört forveti olanlardan fazla gol atmışız. Bu da Allah’ın işi. Otelde Sayın Başkan Dursun Özbek’in kefaleti olduğu bir kredi açılıyor. Bu da sadece kendisi izin verince kontrollü kredi deniliyor. Ziraat Bankası’nın vereceği kredi de kontrollü. Önce kısa vadeli borçlar ödenecek, sonra uzun vadeli borçlar ödenecek. Artan olursa kulübe verilecek. Yine benim önerimle bağımsız bir denetleme, uluslararası bir denetim kurulu tarafından da tüm hesaplar denetlenecek. Devlet bunu onayladı. Sen al bunu tekrar transfere yatır. Bizim çocuklarımız bekliyor arkada. İnşallah 100 binlik bir stadımız olur. Hepimizin bir hayali var. Galatasaray dünyanın tepesine devam eder. İsmen dünyanın tepesindeyiz ama cismen de olmalıyız.

Sayın Ziyal; böyle bir şeyi gerekirse risk gördüğüm anda hemen Genel Kurulu toplarım. Bizim çok değerli, çok zengin bir Camiamız da var. Şu anda öyle bir durum gözükmüyor. Ben zaten açıklarım nokta nokta. Zaten şeffafız. Hayri Ağabey’in bankalar konusunu ben sordum ‘Neden yayınlamıyoruz?’ diye. Şu an üç banka bize destek oluyor. Ziraat, Aktif ve DenizBank’a teşekkür ederim. Onları da tek tek açıklarız, neden açıklanmamış anlamadım. Durum bu. Çok müthiş dayandınız. Ben sizi tebrik ediyorum. Teşekkür ediyorum. Biz vakar içinde, gurur içinde yürüyeceğiz. Ben önemli değilim, Başkanlık makamı önemli, Divan Başkanlığı makamı önemli, Sicil Kurulu makamı da önemli, Disiplin de öyle. Lütfen birbirimize saygılı olalım. Sevgili Divan üyesi ağabeylerim ve kardeşlerim hepinizi saygıyla selamlıyorum.” (Galatasaray.org)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER