"Taylan'ın attığı beşinci golden sonra yeniden sordum kendime..."

Milliyet Gazetesi Spor Yazarı Attila Gökçe, Galatasaray'ın Antalyaspor'u 5-0 mağlup ettiği karşılaşmayı değerlendirdi.

"Taylan'ın attığı beşinci golden sonra yeniden sordum kendime..."

Süper Lig’de “Yıl sonu partisi” devam ediyor. Bol balonlu (ara transfer haberleri) ile bol gollü maçlar izliyoruz. Kazananların keyfi yerinde… Kaybedenler de isyanlarda: “Batsın bu dünya!” Partinin en şık, en şaşaalı ve de en hareketli bir gösterisi de Telekom Arena’da yaşanıyor. Az sayıda taraftar, bol sayıda gol var yine de.

En neşeli sürpriz de Fatih Hoca’dan geliyor: Belhanda kenarda, Babel kenarda…Taylan da sahada! Böylece oyun 12 Antalyalı (!) ile başlıyor. Ne yani, çocuk Galatasaray forması giyiyor diye soyadını silecek miyiz? Asla! Tam da aksine, bu Taylan Antalyalı’nın adını en koyu kalemlerle, en sivri çivilerle tahtaya, kağıda, taşa toprağa yazmak gerek… Unutmamak, ilk yarıda Fatih Hoca’nın yaptığı gibi ihmal etmemek için.

Maçı ve golleri izledikçe bir metafora kaptırıyoruz kendimizi. Zaman zaman “Hoca, Belhanda konusunda niye bu kadar ısrarlı?” diye sorardık. O her defasında sahip çıkardı. Kendisinden bekleneni yapardı. Taraftarların protestosuna rağmen bir duruş gösterip 10 numaranın yanında yer alırdı. Metafor şu: Fatih Hoca, nihayet şefkat ve sahiplenme duygularını bastırıp Faslı’yı gönderir. Onun yerine Taylan Antalyalı ile Emre Akbaba’nın tatil dönüşü ikinci yarıda üstlenecekleri görevi şekillendirir. Kenarda bekleyen Babel’e de bakınca, oraya Emre Akbaba’yı yakıştırmaz mısınız? Onyekuru mu? Hele bir gelsin de görelim! Evet, oyunun ilk yarısında izlediğimiz maçı biz böyle okuduk.

Antalyaspor, cılız ve yetersiz futboluyla kazandığı topları Muslera’ya taşıyamadan kaybetti. Oyunda varlık gösteremedi. Atılan gollere baktığımızda… Taylan’ın ceza alanı içinde kafayla Falcao’ya indirmek istediği topu Ufuk Akyol eliyle kesiyor. Anında penaltı. VAR’a da gerek yok. Falcao ters köşe yapıyor Boffin’i… Burada Taylan’a tam not. O kalabalığın içinde yine de akıllı ve çabuk kafası penaltıyı getirdi. Falcao’nun attığı ikinci gol de sağ kanattan kopup gelen Mariano asistiyle şık bir gösteri.

Derken Ömer Bayram’ın soldan asistiyle Taylan’ın şutunu Celustka’nın kalesine çelmesi. Maçı “ders alarak” izlediğini düşündüğüm Ryan Babel de oyuna girdikten az sonra yine bir Ömer Bayram asistiyle dördüncüyü atıyor. Çok güzel.

Gollerle birlikte mesajlar da havada uçuştu dün. Taraftar normalin altındaki katılımıyla takıma ve hocaya ince bir mesaj gönderdi: Dinlenin, çalışın, gelin!

Terim, kafasındaki bol kanatlı, bol poziyonlu, zaman zaman çift santrforlu (Falcao-Taylan) oyunla vitesi değiştirip hızını artırarak her türlü zirve hesabında unutulmaması gerektiğini hatırlatıyor. Taylan’ın attığı beşinci golden sonra yeniden sordum kendime: Bu çocuğa neden yeteri kadar şans verilmedi? Bedelsiz diye mi?

Neyse… Anladık “paha biçilmez” bir değere uçar bu çocuk, bravo yani!

Attila Gökçe / Milliyet

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER